Kemaliye
• 15/5/2008 - Kemaliye'de Mevsim , Göbek (Çaşır mantarı) Mevsimi
|
GÖBEK (ÇAŞIR MANTARI):Genel olarak Mayıs ayı ile birlikte yağmurlar yağıp sonra biraz güneş açınca Kemaliyemizin dağlarında çaşır mantarı dediğimiz vitamini bol göbek zamanıdır.Eğinlimiz fırsat buldukça Kemaliye dağlarında göbek arar.Kemaliye'de şu sıralar mevsim , Göbek Mevsimi.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 5/1/2008 - İliç İlçesinde 55 ton altın rezervi
Erzincan'da 55 ton altın rezervi
Erzincan'ın İliç ilçesi Çöpler Köyü ve çevresinde 2010 yılında başlayacak olan siyanürle altın çıkartma işlemleri sonunda 55 ton altın ve 63 ton gümüş madeni çıkarılması hedefleniyor. |
|
|
Erzincan'ın İliç ilçesi Çöpler köyü ve çevresinde 2010 yılında başlayacak olan siyanürle altın çıkartma işlemleri sonunda 55 ton altın ve 63 ton gümüş madeni çıkarılması hedefleniyor. 1999 yılında başlatılan altın arama faliyetleri kapsamında, bölgede 110 bin metre sondaj yapılarak, ilk etapta 25 milyon dolar harcandığı öğrenildi.
Erzincan'a 117, İliç ilçesine 8 klimotere uzaklıktaki Çöpler köyü arazisinin büyük bir bölümünü satın alan firma, köy ve çevresindeki sondaj çalışmalarını 8 yılda tamamladı. Maden alanı içerisinde kalan Çöpler köyünün de başka bir alana taşınması için çalışma başlatıldı.
400 hektar alanda çalışmaların yürütüldüğünü ifade eden Çukurdere Madencilik Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketi Başkan Yardımcısı İlhan Poyraz, 20 teknik personel olmak üzere toplam 60 kişilik ekip ile bölgede çalışmaların devam ettiğini kaydetti.
SİYANÜRÜ BİZ İCAT ETMEDİK
Altının çıkartılmasında kullanılan ve kamuoyunda büyük tepkilere neden olan siyanür konusuna açıklık getiren Poyraz, "Dünyada yaklaşık 850 adet altın madeni var. Bu madenlerin yüzde 95'i siyanürle çalışmaktadır. Bu madde yaklaşık 100 yıldır madencilik işinde kullanılmaktadır. Bunu biz icat etmedik. Altın çıkarılan bütün madenlerde kullanılmaktadır" dedi.
ÇALIŞMALAR 16 YIL SÜRECEK
Çöpler köyünde maden arama çalışmalarının 1999 yılında başlatıldığını hatırlatan Poyraz, Jeofizik yöntemiyle yerin altında çalışmalar yapıldığını ve 2000 yılında başlayan sondaj çalışmaları neticesinde 2007 yılı itibariyle 803 adet sondaj yaptıklarını bildirdi. Poyraz, "Yaklaşık 110 bin metre sondaj yapılarak her metrede numune alındı. İlk etapta bölgede 25 milyon dolar harcandı ve tesisin toplam maliyeti 175 milyon dolar olacak. Çöpler köyü ve çevresinde büyük bir rezerv olduğunu tespit ettik. Bu rezervin 55 ton altın, 63 ton gümüş madeni oluşturuyor. Açacağımız madende 16 yıl çalışma yapılacak. 2010'da üretime geçilmesi hedefleniyor" ifadelerini kullandı.
Uşak 117 tonla altın rezervinde birinci
İstanbul Altın Borsası Başkanı Osman Saraç, Türkiye'de daha çok yabancı firmaların altın ve gümüş aradıklarını belirterek, Türkiye'nin toplam 6 bin ton altın rezervi bulunduğunu kaydetti. Bu rezervin 550 tonunun ekonomik rezerv olduğunu ifade eden Osman Saraç, Erzincan'daki altın ve gümüş rezervlerinin tahmini olduğunu ve Türkiye'de bu şekilde pek çok bölge bulunduğunu belirtti.
Türkiye'de altın rezervi bakımından birinci kentin Uşak olduğunu söyleyen Osman Saraç, Uşak'ta tahmini olarak 117 ton altın rezervi bulunduğunu, ancak Danıştay'ın kararı nedeniyle buradaki arama çalışmalarının durduğunu hatırlattı. Saraç, Erzincan'ın altın rezervi konusunda Türkiye'nin beşinci kenti olduğunu bildirdi.
CHA | |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 4/7/2007 - Yol değil çamur deryası
| Erzincan-Sivas E-80 Karayolu, dolu yağışıyla dağlardan gelen tonlarca çamur sebebiyle ulaşıma kapandı. |
Alınan bilgiye göre, saat 15.00 sıralarında Erzincan-Sivas Karayolu'nda etkili olan dolu yağışı, dağlardan tonlarca çamurun karayoluna akmasına neden oldu. Erzincan-Sivas E-80 Karayolu'nun 18 ve 21. kilometlerinde Tüneller mevkiinde yola gelen çamur külteleleri sebebiyle, karayolu yaklaşık 3 saat boyunca trafiğe kapandı. Erzincan Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik İstasyon Amirliği'ne bağlı ekipler, her iki yönden gelen araçları bekletirken, Erzincan merkez ve Refahiye ilçelerinde de araç sürücüleri yolun kapalı olduğu yönünde uyarıldı. Erzincan Emniyet Müdürü Ahmet Çimen de bölgede inceleme yaptı. Vatandaşların ihbarı ve trafik ekiplerinin uyarısı üzerine bölgeye gelen karayolları ekipleri, iş makineleriyle yolu çamurdan temizlemeye çalıştı. Yolun çamurlu olduğunu farkedemeyen bazı araçlar da çamura saplandı. Araç sürücüleri, araçlarını çamurdan çıkarabilmek için büyük çaba gösterdi. Her iki yönde yaklaşık 300 aracın beklediği Erzincan-Sivas Karayolu, 3 saatlik bir çalışmanın ardından tek yönden kontrollü olarak ulaşıma açıldı.
|
İHA |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 9/11/2006 - Çöplerin Doğada Kalma Süreleri
- Çöplerin Doğada Kalma Süreleri
İnsanoğlu günümüzde tam bir tüketici .Dünde tüketici idi,ama şimdi kullanılıp atılan maddelerin fazlalaşması ile dünyamız yavaş yavaş çöplüğe dönmekte. Atılan maddelerin bizim için fonksiyonu bitiyor. Ama onlar için yeni bir süreç başlıyor. Zaman içersinde ısı ,nem,bakteriler,ışık,yağmur,soğuk,sıcak gibi faktörlerin yardımıyla çöplerimiz bir takım kimyasal reaksiyon sonucu çürüyerek yeniden doğaya dönmektedirler.Atılan çöplerin hepsinin dayanıklılıkları farklı farklıdır. Kimisi üç beş gün içerisinde doğaya karışırken kimi de asırlarca hiç bozunmadan kalıyor. Kullanıp ta attığımız maddelerin çürüme süreçleri hakkında bir fikir sahibi olursak,çevre sağlığımızı daha fazla düşünürüz.
CAM ŞİŞE(Yaşam süresi:yaklaşık 4000 yıl )
Camın birleşiminde kum (SiO2), soda (Na2CO3), kireç taşı (CaCO3), dolamit (CaCO3.MgCO3),sodyum sülfat (Na2SO4) gibi maddeler vardır. Cam zaman içersinde çözünen ve fazla problem oluşturmayan bir maddedir. Camın ısıdan ve asitlerden etkilenmemesi çözünerek doğaya karışma sürecinin çok uzun olmasına yol açar.
İZMARİT(Yaşam süresi:yaklaşık 3 Ay )
Sigara,tütün ve selülozdan oluşmaktadır. Selüloz ve tütün doğal maddelerdir. Onun için çürüme süresi kısadır. Bilinçsizce sokağa atılan bir izmarit ,ışık yağmur ve mikroorganizmaların etkisi ile en geç üç ay içerisinde doğaya karışır. Ancak sigaranın filtresi selüloz asetattan yapıldığı için çürüme süresi daha uzundur. Yaklaşık 1-2 yıl gibi.
KAĞIT PARÇALARI(Yaşam süresi:yaklaşık 3 Ay )
Kağıt parçalarının ana maddesi selilozdur. Bunlar yaklaşık üç ay gibi bir zamanda doğaya karışır. Kağıdın yapısında nem fazla ise süreç biraz daha uzamaktadır.Nem ve ışık kağıdın doğaya karışma sürecini geciktirmektedir. Işık ve nem nem olmayan toprağa kağıt gömülse daha kısa sürede toprağa karışır.
CİKLET (Yaşam süresi:yaklaşık 5Yıl )
Ciklet,doğal kauçuksentetik reçine,şeker,tatlandırıcı ve renklendirici maddelerden meydana gelir. Cikleti çiğneme sırasında şeker ve tatlandırıcı maddeler ağızdan besin olarak alınır. Atılan cikletin yapısındaki doğal kauçuk havanın oksijeni ile kısa sürede bozunurken,sentetik reçinenin bozunması uzun zaman alır. Mikroorganizmaların dahi bunları bozması uzun zaman alır.
TAHTA PARÇALARI (Yaşam süresi 15 Yıl )
Ağaçtan elde edilen tahta parçalarının ana maddesi selülozdur.Tahta boyalıysa ,boyanın çözünmesinin uzunluğundan dolayı tahtanın doğaya karışma sürecide uzuyor.
Büyük parçalara nazaran küçük tahta parçaları,daha kısa sürede doğaya karışıyor. Kibrit çöpleri ise yaklaşık altı ay gibi bir sürede doğaya karışmaktadır.
ALÜMİNYUM KUTU (Yaşam süresi 10-100 Yıl )
Yaklaşık 200 mikron kalınlığında olan alüminyum kutuların üstleri teneke ve vernikle kapatılmaktadır. Teneke paslanarak yaklaşık bir yıl gibi bir sürede doğaya karışmaktadır. Alüminyum ise oksijen ve yağmurun etkisi ile yaklaşık 100 yıl içerisinde doğaya karışmaktadır. Alüminyum kutuların doğaya karışma sürecinin uzunluğunda dolayı alüminyum kutuları atmak yerine yeniden alüminyum üretimi için kullanılması doğaya atmaktan çok daha uygundur.
PLASTİK ŞİŞE (Yaşam süresi 100-1000 Yıl )
Plastik şişelerin yapısında polivinil klorür (Halk arasında PVC olarak bilinmektedir) ve polietilen (Halk arasında PET olarak bilinmektedir) vardır.Bu plastik türleri kolay üretildiği ve uzun süre bozunmadan kaldıkları için günümüzde çok fazla kullanılmaktadır. Çevreye atılan plastikler ise havadan ısı ve nemden etkilenmedikleri için yüzyıllarca doğada bozunmadan kalabiliyorlar. Çoğu zaman onları yakmak bile çözüm olmuyor. Günümüzde plastiklerin kolay çürümesi için yapılarına mikroorganizmaların çürütebilecekleri nişasta gibi maddelerin katılması çalışmaları devam etmekle birlikte kısa sürede bozunan çevreci plastiklerde üretilmiştir ve kullanıma geçilmiştir.
PLASTİK KARTLAR(Yaşam süresi 1000 Yıl )
Plastik kartlar genellikle PVC‘den üretilir. Bunlar günlük hayatta telefon kartları,master ve kredi kartları vb. olarak kullanılmaktadır. Yüzyıllarca doğada kalabilmesi belki ileride arkeologlar için iyi bir belge olma özelliğini belirtebilir.
Kaynak: Kimya 1, Sürat yayınları 1997, İstanbul
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 5/11/2006 - Zehirli Mantarlar ve Bilinen Yanlışlar
Mantarla ilgili bilinen yanlışlar
Halk arasındaki ''salyangozların zehirli mantar yemediği, mantarın besleyici özelliğinin etle aynı olduğu, zehirli mantarın birlikte kaynatıldığı gümüş kaşığın kararacağı, pişirilen mantarın zehirinin kaybolacağı ve yoğurtla yenildiği takdirde mantarın zehirlemeyeceği'' gibi inanışların yanlış olduğu bildirildi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce İl Sağlık Müdürlüklerine gönderilen genelgede, vatandaşların mantar zehirlenmeleriyle ilgili bilgilendirilmesi istendi. Sağlık Bakanlığınca, halkın bilinçlendirilmesi için yararlanılması istenilen mantar zehirlenmeleriyle ilgili hazırlanan metinde, beslenmede sıkça kullanılan yiyeceklerden biri olan mantarın genellikle etle aynı besleyici özellikte olduğu inancının hakim olduğu kaydedilerek, ''Oysa mantarın besin değeri etle aynı değildir'' denildi. Kültür mantarları dışında, türü bilinmeyen mantarların kesinlikle yenilmemesi, bu mantarların öldürücü olabileceği uyarısında bulunuldu. Metne göre, türü bilinmeyen mantarların yenilmesine bağlı olarak meydana gelen zehirlenmelerde şu belirtiler görüldüğünde sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor: -Kardiyovasküler bozukluklar -Çarpıntı -Şuur bozuklukları -Bulantı -Kusma -İshal -Yüksek ateş -Solunum ve dolaşım yetersizliği Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Beyhan zehirli mantarların hangi yöntemle pişirilirse pişirilsin kesinlikle zehrinin kaybolmayacağını belirterek, halk arasında yıllardır bilinen ve zehirlemediğine inanılan mantarlara da güvenilmemesi gerektiğini bildirdi. Beyhan, şu bilgileri verdi: ''Bazı vatandaşlarımız yakından bildikleri ve yıllardır doğadan toplayarak yedikleri mantar türlerinin zehirlemediğini söyler. Ama bu mantarları ne kadar tanırsak tanıyalım doğada genetiği değişmiş ve zehirleyici özelliklik kazanmış olabilir. Ayrıca aynı tür mantarlar bir bölgede zehirleyici olmazken başka bir bölgede zehirleyici olabilir.'' Kaynak: www.mynet.com
Aşağıda önemli zehirlenme olaylarına neden olan mantarlardan bazılarının isimlerini görmektesiniz.
AĞULU MANTAR

Omphalotus olearius (Agaricales/Tricholomataceae) |
|
Zehirli bir tür olan bu mantar, yurdumuzda yetişen "Cüce kız, Meşe mantarı, Horoz mantarı" olarak tanınan Cantharellus cibarus ile karıştırılabilir. Fakat bu tür daha yumurta sarısı renkli, üzeri yağlımsı gibi, lamellerinin çatallı ve aralarının birleşmiş olmasıyla ayırt edilir.
Şapka, 7-10 cm, konveks, sonra huni biçimli, üst yüzeyi portakal sarısı, ipek gibi parlak, dalgalı, yaşlılarda portakalımsı-kahverenklidir. .
Lameller; değişik uzunluklarda, eşit değil, sık, yaklaşık 5-6 mm. eninde, ince, sapa dekurrent olarak bağlanır. Sarımsı turuncu renkli, parlak, kenarları akut, genellikle diğer kısımlara rağmen daha koyudur. Taze mantarlarda lameller üzerinde biriken spor tozları, çoğu kez karanlıkta luminisans etkisi gösterir. Sap, 7-15 x 1-2 cm. olup, silindirik, dibe doğru biraz incelerek devam eder, şapkaya doğru çoğu kez eksantrik olarak bağlı, sıkı yapılı, içi dolu, lifsi, lamellerle aynı renktedir. Bu mantar, yaz başından sonbahar sonlarına kadar bilhassa yapraklı ağaçların kütükleri üzerinde gruplar halinde ortaya çıkar. Özellikle zeytin ağaçları üzerinde bu mantarı görmek mümkündür. Bu mantar nedeniyle oluşan zehirlenme olaylarında belirtiler, sindirimden sonra 30 dakika ile 3 saat arasında ortaya çıkar. Ağır ve şiddetli mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrıları tipik belirtilerdir. Bunun yanısıra, terleme, tükürük, gözyaşı ve bronş salgılarında artma, bronkospazm, myosis, görme bulanıklığı, hipotansiyon ve bradikardi gibi belirtiler görülür. Bu mantar, İzmir, Manisa, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Elazığ gibi illerimizde yetişen yaygın bir türdür.
YALANCI DEDE MANTARI
|

Lepiota bruneoincarnata (Agaricales/Lepiotaceae) |
|
Tehlikeli ve öldürücü bir mantardır. Halk arasında "dede mantarı" olarak bilinen yenilebilir mantarlar ile karıştırılabilir.
Şapka, 3,5 cm çapında küremsi, biraz dışbükey, mantar olgunlaştıkça düzlemsel bir hal alır. Kenarları ince olup, eğik değildir. Kutikül yapışık kurudur. Şapkanın merkezinde konsantrik durumlu kestane renkli pullar bulunması tipik olup, şapkanın rengi kırmızımsıdır.
Lameller; sıkça dizilidirler, 5-10 mm. genişlikte, nazik ve sapa kadar ulaşır. Renk beyazımsıdır. Sap; 3x0.6 cm., şapkadan ayrılabilir. Bazen üstte ve altta biraz daralabilir, sap lamellerin altında vazo gibidir. saplarında ortaya yakın yerbir yerde annulus bulunmaktadır. Fakat bu annulus mantar yaşlandıkça kaybolur. Kalıcı değildir. Yazın ve sonbaharda, havuz kenarlarında, parklarda, yol kenarlarında, otların arasında, yaprak altlarında bulunur. Genellikle bol yağışlı mevsimlerde çayırlarda görülür. Falloides zehirlenmesi tipine yol açan amatoksinleri ihtiva eder. Bu mantar nedeniyle oluşan zehirlenme olaylarında belirtiler, 6-24 saat sonra ortaya çıkar. Bu belirtiler, karın ağrıları, bulantı, kusma ve ishal şeklindedir. Zehirlenmede önce kısa bir hafifleme görülür, sonra ağrılar tekrarlar, karaciğer görevini yapamaz hale gelir. Ayrıca böbrekler zayıflar. Sonuçta komadan sonra genellikle ölüm gelir... Şu ana kadar yalnızca Bursa yöresinde görülmüştür.
|
AL SİNEKÇİ MANTARI

Amanita muscaria
(Gelin mantarı olarak ta adlandırılır) |
|
İbotenik asit, müsimol gibi zehirli bileşikler içeren zehirli bir mantardır. Pantherina sendromu zehirlenmesine yol açar. Yarattığı delilik krizleri 4-6 saat sürer. Bu mantardan etkilenenlerde; ruh halinin değişmesi, (keyifli veya kaygılı durum), nedensiz gülme, hayal görme, konuşma güçlüğü, kas spazmları, görme ve işitme bozukluğu, yorgunluk gibi belirtiler görülür. Bu mantardan zehirlenmelerde ölüm olayı nadirdir, özellikle küçük çocuklarda tehlikeli olabilmektedir.
|
ÖLÜM MELEĞİ

Amanita phalloides
(Köygöçüren, Evcikkıran olarak da adlandırılır.) |
|
Ülkemizdeki ölümcül zehirlenmelerin neredeyse % 95 inden sorumlu, son derece zehirli ve tehlikeli bir mantardır. Bu mantara yaz başlarında ve sonbahar aylarında ormanlarda çok sık rastlanır. Mantarın içerdiği amanitin maddesi, sindirildikten 8-12 saat sonra ilk belirtilerini gösterir ve karaciğer-böbrek metabolizmasını yok eder. Zehirine karşı henüz bir ilaç geliştirilememiştir. Bu mantarın bir kişiyi öldürmesi için 20-25 gram tüketilmesi yeterli olmaktadır.
BU MANTARDAN UZAK DURUN !
Bu mantar; 1994 yılı Kasım ayında, İstanbul'da seri zehirlenmelere yol açmış ve 20'den fazla insanımızın ölmesine neden olmuştur.
|
Bilmediğiniz mantarı yemektense RUS RULETİ oynayın! İnanın canlı kalmak için daha şanslısınız... Rus ruletinde ölme şansınız 6'da 1...Zehirli mantarda ise 6'da 5... TANIMADIĞINIZ MANTARI YEMEYİNİZ!
Kaynak: http://www.ogm.gov.tr/sites1/mantar.htm
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|