Türkiye'de havaların aniden ısındı, serinlemek için yüzmeyi tercih edenler çoğğalınca da boğulma vakaları artış gösterdi. Bunların arasında kurtarılmak istenirken boğulan da var. İşte doğru kurtarma yönteminin resimli izahı
22 Mayıs 2008 07:30
Yazı boyutunu büyütmek için
Önceki gün Burdur'da bir gölette üç lise öğrencisinin boğularak ölmesi ise bilinçsiz kurtarma çalışmalarını yeniden gündeme getirdi. Aslında 8 genç arasında boğulma tehlikesi yaşayan sadece Çağlar Ocak'tı. Diğer iki öğrenci, arkadaşlarını kurtarmak için girdikleri suda ölmüştü.
Geçen yıl da Şanlıurfa'nın Hilvan ilçesinde 6 yaşındaki Esra'yı kurtarmak için suya atlayan 6 amca çocuğu aynı şekilde can vermişti. Bu olayların çoğu, yüzme bilmediği halde suya girenler ile ilkyardım eğitimi almadan kurtarma çalışmasına girenlerin başına geliyor.
Uzmanlar, suda müdahale eğitimi almamış bir kişinin, yüzme bilse dahi çırpınan mağdura yardım etmemesi gerektiğini söylüyor. Aksi halde suda çırpınan kişi kendisini kurtarmak isteyene sarılarak birlikte boğulmalarına sebep olabilir.
Medline Acil Yardım Akademisi Müdürü Dr. Bülent Dik, Türk halkının yardım etmeyi çok sevdiğini ifade ederken, yanlış müdahalenin daha kötü sonuçlandığını hatırlatıyor. Dr. Dik, boğulma olayları ve ilkyardım hakkında şunları anlatıyor: "Boğulmalarda ilkyardımın temel amacı, akciğerlere hava girmesini sağlamaktır.
İlkyardıma mümkün olduğunca zaman geçirmeden başlanmalıdır. Kazazede sudan çıkarılır çıkarılmaz, solunum yolları temizlenmeli, başı iyice arkaya yatırılarak alt çenesi iki elle kavranıp aşağıya ve geriye çekilmeli, bu arada ağzı açık tutmalı, ağızdan ağza yapay solunum uygulanmalı ve göğüs kafesine düzenli aralıklarla bastırarak kapalı kalp masajı yapılmalıdır."
Gelişmiş ülkelerde ilköğretim çağından itibaren ilkyardımın ders olarak okutulduğunu belirten Bülent Dik, Türk insanının kazalar karşısında çok bilinçsiz olduğunu vurguluyor.
Yanlış müdahalenin sakatlıklara sebep olduğunu kaydeden Dik, şu uyarıda bulunuyor: "Çok sık yaşanan trafik kazalarında araçta sıkışan veya boynu kırılan kazazedenin bilincini kontrol etmek için yüzü tokatlanıyor. Kesinlikle yanlış olan bu müdahale, kişinin ömür boyu sakat kalmasına neden olabiliyor. En sık karşılaşılan diğer bir yanlış, kalp krizi geçiren birine ısrarla kalp masajı yapmak."
Her yıl bin kişi suda can veriyor
Türkiye Yüzme Antrenörleri Derneği Başkanı Serhat Çetinkaya, Türkiye'de yılda ortalama bin kişinin boğulduğunu söyledi. Çetinkaya, boğulmaya en fazla maruz kalanların 'az yüzme biliyorum' diyenler olduğunu kaydetti. Yaz aylarının yeni başlamasına rağmen yaklaşık 50 kişinin boğulduğunu dile getiren Çetinkaya, yüzme bilenlerin bile, gölet, kum ocağı gibi balçıklı sulardan kaçınmasını istiyor. Yüzme Antrenörleri Derneği Başkanı, 'ayaklarımı sokayım' diyenlerin yavaş yavaş suya girdiğini daha sonra da panikleyerek çırpınmaya çalıştığını anlatarak, "Yanında iyi bir yüzücü yoksa ne yazık ki göz göre göre boğuluyor." diyor. Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen yüzmeye gereken önemin verilmediğini ifade eden Çetinkaya, 81 ilin sadece 38'inde yüzme havuzu bulunduğunu dile getiriyor.
İlkyardım hayat kurtarır
Çırpınmakta olan kişiye, suda kurtarma eğitimi almamış kişilerin dışındakiler, yüzme bilseler dahi yaklaşmamalı.
Boğulan kişiye mümkünse bir tekne ile yaklaşmalı. Mümkün değilse ipe bağlı bir can simidi ya da tahta parçası, çırpınan kişiye atılabilir.
Uzun bir sırık ya da iple kişiye ulaşmaya çalışılmalı.
Çok iyi yüzme bilinmiyor ve boğulan kişi çok panik görünüyorsa çırpınmanın bitmesi, kişinin kendinden geçmesi beklenmeli.
Normal solunum ve dolaşım sağlandıktan sonra bilincin durumuna göre pozisyon verilmeli.
Kurtarılan kişi karaya çıkarılıp sırtüstü yatırılmalı.
Yakası ve kemeri gevşetilmeli, varsa takma dişi çıkarılmalı.
Çenesi yukarı gelecek şekilde başı geriye çekilmeli, varsa ağzının içindeki yabancı cisimler temizlenmeli. Solunum yolları açılmalı.
Çeneye bastırılarak ağzın açılması sağlanmalı, diğer el ile burun delikleri kapatılmalı.
Derin nefes alınıp ağızdan ağza dakikada 12-15 defa üflenmeli.
Göğüs kafesinin yükselip yükselmediği kontrol edilmeli.
Solunum normale dönünceye kadar işleme devam edilmeli.
Göğüs kafesine bastırarak kalp masajı yapılabilir.
Yutulan suyun çıkartılması için iki el ile yaralının karnı altından tutularak gövdesi yukarı kaldırılmalı. Bu suretle hava yolundaki suların boşalmasına yardım edilmiş olunur.
İçerdikleri vitamin ve mineraller nedeniyle meyva sularının yararlı olduğunu zaten biliyorsunuz. Peki hangi meyve suyunun neye iyi geldiğini de biliyor musunuz?
30 Nisan 2008 08:29
Yazı boyutunu büyütmek için
Marketlerde satılan bazı meyve sularının vitamin içerdiği söylense de, vitaminin miktarı taze meyve sularındakiyle karşılaştırma götürmez. Bu nedenle bol vitaminli bir içecek istiyorsanız kendi meyve suyunuzu kendiniz hazırlayın.
Ama böyle bir şansınız yoksa ve marketten almak zorundaysanız şu inceliklere dikkat:
Aroma yazısını görürseniz kaçın çünkü bu meyve suyu yok, tatlandırıcı var anlamına geliyor. Nektar ise meyve suyu konsantrasinin sulandırılmış hali demek. Meyve suyu alırkan doğal ve 100 meyve suyu ibaresine özellikle dikkat edin.
İşte meyve suları ve özellikleri.
GREYFURT
Bağışıklık sistemi için yararlı. C vitamininden zengin Ancak ilaç kullanıyorsanız dikkatli olmakta fayda vardır.
KiVi
C vitamini deposu. Enfeksiyonlarla mücadele etmek ve cilt kusurlarını engellemek açısından faydalı.
PORTAKAL
Bağışıklık sistemini güçlendirir, kansızlığa iyi gelir. C vitamini ve folik asit kaynağı. Hamilelerin bolca tüketmesi faydalı.
ANANAS
Ağır proteinleri sindirmeye yarayan bromelain enzimi vardır. Ayrıca doğal şekerler açısından da zengin, enerji verir.
KARA ÜZÜM
Kalp hastalıklarına, cilt ve saça iyidir. Kan pıhtılarının birikmesini azaltıp kan dolaşımı sağlar. Saç, cilt için de yararlı.
YABAN MERSİNİ
Cilde iyi gelir. Kansere sebep olan serbest radikalleri yenen ve kolajeni bozulmaktan koruyan antosiyaninler açısından zengin.
MANGO
Gözlere, cilde iyi gelir. Kansere karşı koruyucu özelliği vardır. Serbest radikalleri yok eden beta karoten açısından zengin.
KIZILCIK
Sistitin önlenmesini sağlar. Kızılcık suyunda bulunan proantosiyadin adlı madde, sidik yolu enfeksiyonu riskini azaltır. C vitamini içerir.
Uzmanlar uyardı: Plastik ve köpükten imal edilen bardaklardan uzun süre çay-kahve gibi sıcak sıvı içenler kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Bu bardaklar, sıcak bir maddeyle temas ettiğinde sıvı içine kanserojen madde bırakıyor.
Günlük hayatımızda, çay ve kahve gibi içecekleri koyduğumuz plastik ve köpükten yapılan bardaklar meğer kanserojenmiş... Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selma Metintaş, bu konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu:
ISI MATERYALİ ÇÖZÜYOR
Plastik bardaklar içerisine konulan 70-90 derece sıcaklığındaki içecekler, içinde bulunduğu plastik malzemeyi ısı etkisiyle çözüp monomerlerine ayırır.
Bu monomerler tehlikeli kanserojen malzemelerdir. Köpük bardakların ısıya dayanıklılığı daha yüksektir.
Ancak, daha yüksek ısıdaki sıvılar bu materyalin de çözünmesini sağlayabilir.
Bu durumda yine monomerik gruplar sıvıya geçecek ve oral (ağız) yolla bünyeye toksik madde alımı gerçekleşir.
Şu anda plastik bardaklardaki sıcak içeceklerin bazı kimyasal reaksiyonlara yol açtığını biliyoruz.
Plastik ve köpükten imal edilen bardaklardan uzun süre sıcak sıvı içenler kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
KAĞIT BARDAK ÖNERİSİ
Plastik ambalaj maddesinin diğer bir zararı da meydana getirdiği katı atıktır. Plastik yerine kağıt bardak uygulaması önerilebilir. Kağıt bardaklar, sağlık ve atık maddenin geri dönüşümü açısından insan sağlığına daha uygundur.
SADECE SU İÇİN
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer de poliklor ve etilen içeren plastik kapların 70 dereceden fazla sıcak ve asitli sıvılarla temas etmeleri halinde bazı kimyasal ürünlere dönüşebildiklerini söyledi. Tuncer, "Bu kanser etkeni muhtemel olan maddeler hiçbir zaman kesin kanser yapar denemez. Bu olasılık nedeniyle çok sıcak ve gazlı içeceklerin bu bardaklarda sunulması sakıncalıdır. Ancak su için kullanılabilir" uyarısını dile getirdi. Prof. Dr. Murat Tuncer, köpük bardaklar için de ciddi bir tehlikeden bahsetmenin şu andaki bilgilerle doğru olmayacağının altını çizdi.
PLASTİKÇİLER: KOMPLO TEORİSİ
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Başkanı Selçuk Aksoy plastik bardaklarla ilgili şöyle konuştu: "Plastik bardakların kansere yol açtığı konusunda öne sürülen iddiaların bilimsel dayanakları bulunmuyor. Eğer plastik bardaklar kansere yol açsaydı tüm dünyada bu bardaklarla sıcak veya soğuk içecek tüketimi olmazdı. Bütün dünyada özellikle Avrupa'da sıcak içecek otomat makinelerinde yıllardır plastik bardaklar kullanılıyor. Bu iddiaları tamamen komplo teorisi olarak değerlendiriyoruz. Usulüne uygun olarak üretilmiş ve gerekli denetimleri yapılmış plastik bardakları gönül rahatlığıyla kullanmakta hiçbir sakınca yoktur."
Zayıflamak için tüketilen bitki çayları bilinçli kullanılmazsa, başta karaciğer tahribatı olmak üzere birçok rahatsızlığa yol açıyor.
Kontrolsüz olarak uzun süre kullanılan bu çaylar karaciğeri yıpratarak, enzimlerinin yükselmesine sebep oluyor.
Bitki çayları, zehir etkisi gösterebileceği gibi kronik rahatsızlığı olan veya sürekli ilaç kullanan kişilerde tedaviyi olumsuz yönde etkiliyor. Diyetisyen Emel Unutmaz, kullanılan bitki çayının kişiye uygun olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, doktora başvurulmasını öneriyor.
Günümüzde kilo vermek için her yolu deneyen insanlar için bitki çayları önemli bir alternatif. Fakat uzmanlar, zayıflamak uğruna bilinçsizce tüketilen bitki çaylarının pek çok zarara yol açtığına dikkat çekiyor. Bu tür çayların vücuttaki ödemi çözdüğünü, bağırsakları çalıştırıp, hazımsızlığa iyi gelebildiğini anlatan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Diyetisyeni Emel Unutmaz,
"Sağlıklı bir bireyseniz, herhangi bir ilaç kullanmıyor, gebe veya emzikli değilseniz haftada 1 kez herhangi bir bitki çayını içiyorsanız problem yok. Fakat miktarında ve çeşidinde denge kurulamadığı zaman bitki çayları faydadan çok zarar verebilir." diyor.
Bundan dolayı her gün düzenli bitki çayı içen bir kişinin doğru bir karar vermesi gerekiyor. Sık kullanılan bitki çayları zehir etkisi gösterebileceği gibi kronik rahatsızlığı olan veya sürekli ilaç kullanan kişilerin tedavilerini olumsuz yönde etkileyeceğini aktaran Unutmaz,
"Bundan korunmanın en iyi yolu, doktorunuza kullandığınız tüm ilaçları ve bitki çaylarını hatırlatarak, uygun olup olmadığını danışmanız olacaktır." diye konuşuyor. İlk 6 ay anne sütü alan bebeğe gaz sıkıntısı olsa dahi herhangi bir bitki çayı verilmemesi gerektiğini vurgulayan Unutmaz, şöyle devam ediyor:
"6 aydan sonra da rezene veya papatya çayı yine doktoru ile görüşüldükten sonra tüketilmeli"
Göğsünüzde şiddetli ağrı var ve nefes almakta zorlanıyorsunuz. Soğuk bir ter boşaldı ve kalp atışlarının düzensizliğini hissediyorsunuz. Kalp krizi geçiriyor olabilirsiniz? Peki ne yapacaksınız?
Hareketli bir günün ardından günün yorgunluğunu atmak için eve geldiniz. Evde kimsenin olmamasının verdiği rahatlıkla kanepeye uzanıp rahatlamak istiyorsunuz. Birden göğsünüzde çok şiddetli, korkunç bir ağrının başladığını hissettiniz. Göğsünüz yanıyor, sıkışıyor, nefes almakta zorlandığınızı hissediyorsunuz. Ağrı kollarınıza, çenenize ve karnınıza yayılıyor. Kollarınızı kaldıracak gücünüz kalmadı. Tüm vücudunuzdan soğuk bir ter boşaldı. Giysileriniz sırılsıklam oldu. Kendinizi çok kötü hissediyorsunuz. Kalp atışlarınızın düzensizleştiğini fark ediyorsunuz. Muhtemelen kalp krizi geçiriyorsunuz.
İlkyardım kursuna katılmış, televizyonda ilkyardımla ilgili programları izlemiştiniz. Ama tüm bu programlarda kendi başınıza bir şey geldiğinde ne yapacağınız öğretilmedi.
Pek çok kişi kalp krizi geçirirken tek başına oluyor ve yardım edecek kimse bulunmuyor. Kalp atışları düzensizleşen, kendini bayılacakmış gibi hisseden kalp krizi geçiren birinin bilincini kaybetmeden önce on saniye kadar zamanı vardır. Yalnız başınıza kalp krizi geçirdiğinizde ne yapacaksınız?
Bu durumda paniğe kapılmayın. Sakin olmaya çalışın. Derin bir nefes alıp kuvvetlice öksürmeye başlayın. Öksürükleriniz derin olsun ve uzun sürsün. Sanki göğsünüze birikmiş balgamı söküyormuş gibi. İki saniyede bir derin nefes alıp şiddetlice öksürüğe, yardım gelinceye ya da kalp atışlarınız düzelinceye kadar devam edin. Öksürük sayısı dakikada 30 civarında olmalı. Bu şekilde öksürmeye devam etmeniz, yardımın erişimi için gerekli olan altın zaman dilimleri kazanmanızı sağlayacaktır.
Derin nefes alındığında akciğerler hava ile dolar. Göğüs içi basınç artar. Öksürükle oluşan göğüs içi basınç artışı kalp masajı ile benzer etkilere sahiptir. Bu basınç artışı, göğüs içinde bulunan damar yatağının basıncını artırarak sistemik dolaşımın sürdürülmesini sağlar. Aort ve koroner arterlerdeki tansiyonu yükseltir, kalbin kanlanması artar. Kalbin normal ritme dönmesini kolaylaştırır.